bu resim ocak ayında vefat eden dedemin annesine ait.
14'ündeymiş, dedemi doğurmuş.
-verem derler bilinmez - kimbili
r hangi hastalıktan ölmüş...
dedem onu hiç görmemiş.
bir kadından geriye
bir insan, mavi gözlerinden hayat fışkıran...
bir de yağlıboya ışığı duvarın önünde
kavuşmuş ince bilekler kalmış.
"Zarif bir biçimde yaşlanmak...nasıl olacağının kılavuzunu ezberledik. Nirengi noktalarının, ancak hayatın ışığı altında yavaş yavaş sökülebilecek okunaksız bir metinde yeraldığını söyleyebiliriz. O zaman yalnızca uygun sözcükler dile getirilmeli. Genelde, ihtiyarlar başarısız sayılamazlar. Gurur, önemli bir şeydir ve onu korumaya yönelik gerekli tavırlarla sakınganlıklarını göstermek yaşlılara daha kolay gelir; çünkü gençler tenin değişmeyen bir çekirdeğin çevresinde büzüştüğünü bilmezler, bu bilgiden yoksundurlar...."Gene Aşk, Doris Lessing, Can Yayınları, Haairan 2008, s.13.
Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 23. sayısı, Eda Çatalçam'ın, 'Sinema ve toplumsal gerçeklikte 12 Eylül darbesine bakış' yazısından alıntıdır....Kübalı yönetmen Orestes Perez Estanquero başından geçen bir hikayesini anlatır: " Babam Küba'daki fabrikalarda motorları tamir ederdi. Fabrikadan emekli olduğunda devlet ona bir ev verdi. Evine gittiğimde damının aktığını gördüm. Tadilattan geçirecek durumumuz yoktu. Birkaç gün sonra tekrar gittiğimde babam akan damın altına saksılar yerleştirmişti. 'Evim botanik bahçesi gibi olacak, çok güzel değil mi?' demişti. Babamın evi gerçekten botanik bahçesi oldu. Babama bir kez daha hayran oldum. İşte biz devrimi böyle yaptık."ankara'ya geliyordum otobüsle...çok sevdiğim ototbüs yolculuğunda. çok sevdiğim günbatımını seyrediyordum. bu paragrafı okudum. hayatımızda ne çok devrimi, yapabileceğimize inanmadığımız için ıskaladık acaba..