29 Aralık 2009 Salı

bekleyiş

kollarım uzadı bugün bir yaprak daha
kara yamri yumru birer çatal hepsi
beklerken büyüyorum seni damar damar
buğulu dolunaylarından ışıklarım
kökleniyorum adım adım derinlerde
geçiyor adın önümden meltemlere takılmış
yapraklarım kurtlarım titriyor
içim eriyor sıcak düşlerinde
sonra bir ışık dolanıyor kollarımda
sabahlar oluyor ardı ardınca
lanetli bir sis...göremiyorum gövdemi sonra
geceler durmak bilmiyor karanlığınca.
yoksun işte. konuşamam ki
duyduğum dil bildiğim değil seni beklerken
yarasa gibi dolaşırken etrafımda bunca ses
dolmuyor içime hiçbir nefes bu yalnızlıkta.
ne desem yoksun. ne dilesem nafile.
bin mevsim geldi geçti yoksun hala
köklerim kurudu susuzluğundan
nefesim yetmedi erişmeye rüyana...

kim-se


kimim ben
kimdim ki kim oldum...
buğulu bir çölde bir damla su
yok olmaya mahkum olduğunca değerli.
kim duyar beni
sesim seslerden ses sade
müziğim poyrazda dalgalanan bir flüt
dağılmaya mahkum olduğunca gizemli.
kim dokunur bana
kalbim sonsuzlukta bir yıldız
bir avuç su derdi aşkım
avuçtan kaydığınca kederli.
kim sever beni
kadınlardan kadın tenlerden ten
aynalar kapandıkça ruhumdaki öfkeden
bakışım donuk umudum yaşlı.
kim terkeder beni.