19 Eylül 2010 Pazar

İlk Vasiyet


oğlum deniz'e
1
ben bütün yenilgileri yaşadım
kalmadı sana hiçbir şey
oğlum, biricik muradım
bir su damlasıdır kapıyı gözler
tükürür gibi bakıyor yüzüme dünya
kırılmış ağacımın o tek sürgünü
oğlum, biricik muradım
benden ötelere döndür yüzünü
.............................
6
oğlum unutma adını
sana boşuna konulmadı o
oğlum unutma adını
göğe çizilen resimleri hatırla
oğlum unutma adını
dağları teğelleyen suları
oğlum unutma adını
kardeşliği, cesareti ve yanılgıyı
oğlum unutma adını
tarihe karşı yürüyen bedenleri hatırla
oğlum unutma adını
ve tarihi olan sonra
oğlum unutma adını
hep ipte olacak boynun
oülum unutma adını
yaralı, acılı bir yurdun
oğlum unutma adını
kanı, çiçeği olarak...
deniz, unutma adını...
ahmet erhan
galata, 1988

Zamanı Oy, Sesini Sakla...


Zamanı oy,sesini sakla... unutulmasın
Tarih düşür her yazdığının altına
Aynaya bak, yüzünü göm...unutulmasın
Bir gün küllerin savrulur nasılsa
Bence sen bir günlük tutmalısın
Solgun güller kurutarak yapraklarında
Yağmurda yürü, izini koru... unutulmasın
Toprağı eşeleyen çocukların avuçlarına
Şimdi şehirlerin yalınkılıç yalnızlığındasın
Geçtiğin kırmızı, durduğun yeşil... unutulmasın
Dimdik önündesin bir fotoğraf karesinin
O fotoğrafta hiç sarı kullanılmasın
İyi çocuk ol, acınla büyü...unutulmasın...
ahmet erhan, 1988

Islak


Yağmurunla ürpert sabahlarımı
Giyinip adam olayım

Kalbim akşamdan kalma
Ceplerim sokaklara vitrinlere teşne
Aklım seyir defteri cümle puştlukların

Ben de bir gün bir çukura dolarım
Kimliği yosun tutmuş bir devrimci eskisi
Gibi, akşam olunca kokteylimi atarım
ABD elçiliği önünde cigara içerim

Sen yeter ki ıslat beni kadın ıslat
Sabahları sevdiğim bütün kızların
Saçlarıyla yüzümü kurulayayım

Bu güneş böyle nasıl da yanıyor
Sanki seni hiç aldatmadım...

ahmet erhan, 1993

Bir Kadın...


Yok öyle biri, alnında güneş lekesi
Arasam yollarda arardım, tenhalarda
Olmadık zamanda gelen bir şiir nöbeti
Yok öyle biri, ya da ben bulamadım
Bir kadın, saçının her teline gece dolmuş gibi
Şarapta üzümün dehşetini, yağmurda göğün ağırlığını
duyacak
Teninde buğular olacak kış günlerinde
Yazları, eteğindeki çiçekleri kırlara saçacak
Yok öyle biri, alnındaki ölüm gülünü
Hayatıyla sulayacak bir kadın....kadınım
Yok öyle biri, ya da ben bulamadım...
ahmet erhan, 1993