koyu kahve pasa sildim yüzümü
elim demir kolum demir
kopmuş ikisi de
ağlamıyorum hayır
yalan söylerim ben her sabah
susar susar söylerim kendime
o gecenin paslı yalanlarını
bir dua gibi dilerim ince ince
yüzüm kalın bir duvar
kara kaplı bir defter
gelen geçen yağmurlar çizgilerde
kaybolmuş güneşler
bazen kaybediyor hayatta insan
hayatı değil ama yüzünü
onca kir varken yüzlerde
bakıp anmaya değmiyor
karakalın defterlerin cildini
her sabah kalkarım ben
kalkıp açarım güne
ve görmek isteği içimde kocaman
parlak ışıltılı bir gülüş gözlerde
her sabah kalkarım
yine kalktım bu sabah
ağzımda pas tadı
süt gibi bir perde gözlerimde
anlamıştı sanki içimde uyuyan şey
büyük sarı balonum uçmuştu o sabah
içinde beni götürmeden
ve iyi ki götürmeden gitmişti
oysa dilemiştim ben
sarı parlak bir güneş gibi onu
ve bu sabah
aslında daha çok o gece çok açık
çok açıkça anlamıştım
onun bir güneş değil
paslı bir balon olduğunu
of ne korkunç bunca kirli
bir tay kadar korkak onursuzlar
hayatta yalnızca kendine değer veren
yalnızca kendini mi kirletir
kim demiş
kim derdi
onursuzca doymaktansa
aç kalmak yeğdir.
3 Mayıs 2010 Pazartesi
is kokusu
yoğun bir duman kapladı bir an içimi
göremiyordum suretimi o an
maskem sağlam
roller belli
repliklerse kim bilir hangi ayında yazılmıştı gençliğimin
oynadım.
bir tül gibi sardı önce içimi
beyaz parlak ışıltılar dalgalanıyordu
derinden bir sesti yankı yankı
kulağıma fısıldıyan beyaz bir isti
sular karardı sonra
kirpkilerim karardı
en görülmez sanılan
en karanlıkta parlayandı
zifir bir is kokusu
korkunç, koyu gri bir çiyan
çürüttü kökümü
elim ayağım titrerdi eskiden
ruhum titredi şimdi
ekşi bir tat almışcasına
kapladı gözümü
o ağır kekremsi tadı
yanılgının
herşey sustuğunda
yankı da duruldu
ruhum gibi...
duruldu sular yalnız
poyraz bile kandığında esmeye
usum bitimsiz
koyu mavi bir suydu.
durdum çekildim kıyıma
ayaz bitmiş kum kalmıştı dipdiri
bu derin dalgadan geriye
kalan beyaz serinlikti...
-baktım yeri toparlıyor ayak izleri-
bazen aç kalmak
onursuzca doymaktan iyiydi...
göremiyordum suretimi o an
maskem sağlam
roller belli
repliklerse kim bilir hangi ayında yazılmıştı gençliğimin
oynadım.
bir tül gibi sardı önce içimi
beyaz parlak ışıltılar dalgalanıyordu
derinden bir sesti yankı yankı
kulağıma fısıldıyan beyaz bir isti
sular karardı sonra
kirpkilerim karardı
en görülmez sanılan
en karanlıkta parlayandı
zifir bir is kokusu
korkunç, koyu gri bir çiyan
çürüttü kökümü
elim ayağım titrerdi eskiden
ruhum titredi şimdi
ekşi bir tat almışcasına
kapladı gözümü
o ağır kekremsi tadı
yanılgının
herşey sustuğunda
yankı da duruldu
ruhum gibi...
duruldu sular yalnız
poyraz bile kandığında esmeye
usum bitimsiz
koyu mavi bir suydu.
durdum çekildim kıyıma
ayaz bitmiş kum kalmıştı dipdiri
bu derin dalgadan geriye
kalan beyaz serinlikti...
-baktım yeri toparlıyor ayak izleri-
bazen aç kalmak
onursuzca doymaktan iyiydi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)