yapraklarım dökülürdü
kelimeler saçıldı oraya buraya
kararlar vardı ortaya konan
ve uygulanacak olan..ne acı.
bitmiş bir konuşmaya başlamıştık seninle
biten onlarca konuşmamız gibi
susmakla nokta konulacak
yalnızlığa yatılacak bir gecede
yalnız kendine sarılır kadınlar demiştim
eskilerde bir gün bir dostuma
sen gittin upusul
yine yalnız ben kaldım geriye
kaçamadık evet işte gördün
korkularımızdan cam bir gece
kırıldı gitti bir sert vuruşta
o narin camdan çocuk tilda.
gidecektin hep bildim ben
bir sabah kalkmayacak
ışığı yakmayacaktın
su gibi aktın kımıl kımıl
şefkatli ve sevgi dolu
kollarında kalmış
kurumuş dallarım
kaldı geriye.
ne yazsam karşı şimdi bana
kabul edilmeyecek davetim
kalmış olacak posta kutunda.
eğer beni sevmeyeceksen
beni sakın saklama.
incindim elbet bir cam
bir dal bir su akıp giden
bir aşk karışır dumanıma
ve yine yine biliyoruz artık
sen bensizdin vazgeçerken
zaten vazgeçmiş olduklarından
ben görmek istemedim yalnızca
bir kısmından da vazgeçiverdin şaşkınca
kim bilir belki sırf zamanın kalmayınca.
ve üzgünüm
iki ayrılık geldi üst üste
kabahatti, kusuruma bakma.
beceremiyorum yazmayı
bu gece iki insanın gelemediği gibi
iki kelime gelmiyor yan yana...
yaz diyeceksin yaz
ne farkeder sesim kime
sesim kime gider
kan akıyor parmaklarımdan
bu çığlık nerede söner...