26 Ekim 2010 Salı

susan


sen bilmezsin sesin gelir bana sen yokken
ta uzaktan ince bir su akar yüreğime
elim ağır bir taş
içim kor bir soba
sesin uyur sen yokken bilmezsin
saklanır gölgen koynuma sanki bir balık
kayıp gider dalar sıcağıma
bir karanfil kokusu basar ruhumu
o tatlı mayhoş duman
sen bilmezsin tadın gelir bana sen yokken
sıcak şarapta portakal kabuğu
çayımda şeker gibidir yokluğu
tahammülsüz eksikli yarım ne dersen
çimenlerce çığlık yankılanır yeşilimde
bir uçurumdan atlar gibi aniden susarım
yokluğunun ayırdına varınca
su kurur sesin susar
rüzgar durur sen bilmezsin.

ses yok


bitimsizim bu aralar
sözüm durmuyor ağzımda
sıcak çorbadan yanar gibi döner durur dilim
ayaklarım uyuşuyor oturup durmaktan
ne yanımı dönsem diğeri esrik
ne kadar ısınsam o kadar donarım soğuktan
sonum nerede bilmiyorum ey hayat
başlarken söylemedin bana başladığımı
biterken söyleyecek miydin acaba
bir durup bekleseydim sesini?
gözlerim dik dik bakar durur
gökyüzü alabildiğine beyaz tenimde
ne yanıma dönsem düşer kollarım
ayaklarımdan tutar yıkardın beni
çayını fincana sallar gibi
kalbimden tutup sallardın damlayasıya
son kanım da akıp gider ne temiz
tertemizim şimdi bir kaşık su
dua et de üfle ruhumu uzaklara.
bitimsizim ah ne keder
ne gam ne aşk var...ne hoş
kulaklarımı tıkadım duymayım artık sesini
gürültülü hayatımın ipince
sustum bitimsiz yolum uzun
başlamalıyım artık gitmeye.