14 Haziran 2010 Pazartesi

ikinci fasıl

ışıkları kapalıydı insanlığımızın
gözleri açık
yumruğu sarsak ve yalancıydı.
onlarca yıl onlarca yalandan sonra
dilimizde kekremsi bir acıydı gerçek
gerçek iri bir taş gibi kafamıza çarpan
bizi ayıltmıştı
bir bahar bir yaz bir kış bir bahar
biriktirilmiş ilk ve sonlar
başlanmış ve yarım bırakılmışlar müteakip yarınlar
kapatmıştı yolumuzu
yolu çizenin kim olduğu artık önemsizdi
hatta belki değişip değişemeyeceği bile önemsizdi
çünkü bu ıslak bu tilki karanlıkta
yalnızca ben'ler kalmıştı geriye
sen'ler ve biz'ler önemsizdi
zaman akmaz artık burada
durmak ya da gitmenin fark yaratmaması
tekrarlayan kovalamacalarını anlamsızlaştırmıştı
yelkovan ile akrebin
gün bazen doğar bazen batar
bazen zaman asılı kalırdı sis gibi havada
günler geceler vardı evet
bir nevi gün bir nevi geceye bağlanırken
gözler kapanır ikinci fasıla geçilirdi
bir başka yaşam ötekinden farkı olmayan

bir başka oyun oynanırdı
ikinci fasıl rollerin değiştiği yer
ikinci fasıl bir rüya, gerçeğin beceriksizce taklidi
ikinci fasıl bir kabustu
gölzer kapandıkça sırayla
şapkalar el değiştirir dekorlar el değiştirir
replikler el değiştirir ama değişmezdi
ayakların baş başların ayak oluşuydu bu fasıl
kötülerin iyi gibi iyilerin kötü gibi oluşu
kimsenin aslı olmamaya devam edişiydi
balkonlardan el sallanan önlüklü veletler
ikinci fasılda verandalı bahçelerde
başka annelere kucak açardı
güneş ay gibi saklanır köşe bucak
patlak ampül gibi sırıtır kalırdı
kim aşık kim bıkkın
kim deli belli gibi yapılır
ama kimse inanmazdı
ikinci fasil ikinci kısmıydı
yazılanları umarsızca yaşayanların
betimlenemeyen zaman çizelgesinde
bir çizgiden ötesiydi yalnız
oyuncaklar gibi iki yüzlü iki canlı
iki başka yaşamdı
bir taraftan bakınca otuza düşerdi çizgi
diğer taraftan bakınca elliye
eli kolu oynardı geçenin
kalbi titrer ikinci fasılda
sabahlar olmasın akşamlar doğmasın isterdi
oysa yalnız bir çizgi
bunca karanlığı anlatmaya yetmezdi
ışıkları kapanınca ruhun
insan adam etmezdi
ikinci fasılda bu oyun
adam olana yetmezdi.