26 Haziran 2010 Cumartesi

gecikmiş




geç kaldım, özür dilerim.
çağırdın beni
duymamışım sesini.

geç kaldım ne yapsam olmuyor
dönmüş vakit sabaha
akşam geri gelmiyor
üzüldüm sızlandım
param olsa satın alırdım
geç kaldıklarımı
ama artık gecikmişken bunca
kırılmışken camı saatin
zaman suya akmıyor
geç kaldım kim bilir kaçıncı
kim bilir kimleri beklettim telefonlarda
kim aradı ulaşamadı bana kim
geç kaldım kafam karışıyor
nereye gidecektim
ve neden aklım almıyor
yollar upuzun saçlarım gibi
saçları altın sarıydı gördüm ben uzaktan
geç kaldımdı yetişemedimdi sana
sonra evden çıktımdı geç geç hala
yürüdümdü seni görürsem diye
düşündümdü ilk ne desem
ilk hangi yanına sarılsam diye
ama geç kalmışım öyle böyle değil
neye binsem yetişmez bu trene
neyden insem aynı durak değil
bildiğin alalade geç işte
sonra dönüm bir köşeyi
hep seni gördüğüm yerde
beklersin sandığım köşeyi
ama geç kaldım tabi
suç bende
suç bende baktım sana öylece
uzaktan köşeden sırım gibi boyuna baktım
baktım sana sarı saçına baktım
yanındaki kızın
baktım baktım
sonra geç kaldım tabi hayat beklemez
korktumdu bir an
başka köşelerden dönemem sandımdı
elim ayağım garip bir su
akıyorum köşeden köşeden
yolun kıyısından aklımda saat
geç kalmışım ne yapsam ne desem boş
geç bırakmışım kendimi hayata
baktım bir otobüs bir yol bir durak
bindimdi gidecektim geç kalmadan varayım
şimdi bari geç kalmayayım
bindimdi yeni bir yolculuk
camdan gördüm köşede sen sen sen
ama geç kalmışım suçlu ben
gidiyorum uzak elim uzak kolum
ilk diyeceğimi dedimdi sana içimden
susmadımdı
bir de son diyeceğimi dedim tabi
geç olsa da onun anlamı vardı
baktımdı şöyle bir yağmur ince
sel su olmuşum bir anda nasıl
baktımdı susuşum içimde
dedim hoşçakal
geç kaldım belki haklısın elbet
elbet bulunacak bir çare hayatta geç kalınışlara
haklısın haklısı haklı hak
ben de geçim mesela
geçtim ben de
geçtim o köşenden
gittimdi bir yol
geç kalmadan.

yazın tanrısı...

"Çocukluğumda kötü bir şey yaptığım zaman - başkalarınca kötü sayılmayabilirdi - kendimce çok kötü bulduğum bir olayı (Suç saymayışları hünerimi göstermez, herkesin uyuşuk herkesin kör olduğunu gösterir), yaptığımda hiçbir şey değişmezdi, çok şaşardım buna; büyükler düşünceli bir duruma girerlerdi belki ama belli etmezlerdi, açmazlardı ağızlarını...Bu kapalı ağızları ta küçüklüğmden beri seyrederdim, aşağıdan doğru, akıl erdiremezdim kapalı kalışlarına. Bir süre bekledikten sonra suçsuz olduğuma inanırdım; tek sözcük etmeyişleri korkumun yersiz çocukça olduğunu gösterirdi bana, korkarak bıraktığım yerden başlayabilirdim gene. Yorumlamalarım değiştiydi sonraları. Önce şunu anladımdı: Çevremdekiler yaptığım işin farkındaydılar, ne düşündüklerini de gizlemiyorlardı, ama ben anlayamıyormuşum! Sonra: Beni azarlamamış olmaları güçlü olduklarından ötürü değildi, böyle olsa bile bu türlü davranışları benden yana olduklarını göstermiyordu ki!

Diyelim ki, sezmiyorlardı, onların dünyasında yoktum, etkieleyemiyordum onları; varlığımın yolu, benim yolun onların dünyasından geçmiyordu; varlığımı nehire benzetirsek hiç değilse güçlü bir kolum, onların yaşamının dışından akıp gidiyordu.

..."
kafka, 'sevgili milena', s.222. çev. adalet cimcoz, say yay. 11.baskı, 2010.