23 Haziran 2009 Salı

itiraf...

bu sabah annem beni pencereden aşağıya itti.
çok çok çok korkuyorum.
annemi çok seviyordum ama bana neden bunu yaptığını anlayamıyorum!
beni sıcaklığıyla saran, bana kucağını açan annem, bu sabah beni aşağıya attı.
açıkça beni öldürmek istedi.
annem...
ablam bu durum karşısında suskun ve serinkanlıydı. önce ilgilenir gibi göründü. ama bence sadece ne yapacağımı merak ediyordu. ya da yapamayacağımı! hatta belki de abim ile iddiaya bile girmişlerdir...ablam kesin benim salak gibi düşeceğimi söylemiştir. onu hayal edebiliyorum, kırmızı kocaman ağzını yaya yaya 'balık gibi düşer bu şimdi ..ha ha ha..' deyişini.
abim her zamanki gibi umarsızdı. kendi köşesine çekilmiş hareket saatinin gelmesini bekliyordu uyuklayarak. o kadar bağırış çığrışa rağmen kafasını bile çevirmedi bizden yana. boynu kırıkmışçasına içine kaçmış halde uyuklamakla meşguldü. çok güzel abi, hep görmek istediğim istikrarlı duyarsızlığın ile hala yanıbaşımdasın!
ne kadar şanssızım tanrım! iki büyük kardeşimin annemin beni öldürmeye çalışması karşısında bunca duyarsız kalabilmeleri bu dünyada herkese denk düşmüyordur herhalde.
her ne olursa olsun, ablamın sinirinin nedeni iddiayı kaybetmesi diyebilirim. ne kadar çok yemeğe üzerine bahse girmiş olurlarsa olsunlar, benim bu kadar dirençli ve azimli çıkcağımı beklemediklerine eminim. koca bir poşet gibi yere yığılmamı beklemişlerdi, oysa ben yetişkin biri gibi gerekeni yaptım ve atıldığım yere geri kondum. geri geldiğimde, ablamın gözlerindeki kıskançlığı görebiliyordum.
tanrım, evet belki başardım. belki ben de yeterince büyüdüğümü herkese kanıtladım ama...bunun yeniden yeniden başıma gelmesinden çok korkuyorum. artık her sabah annemin beni aşağıya atacağını düşünerek dehşetle uyanacağım. hatta belki hiç uyuyamayacağım!
boyumun onlarca katı yükseklikten, denize terk edilen kedi çuvalı gibi atılacağım! hem de annem tarafından!
tanrım, biliyorum; belki yasak bana bunca korkmak yükseklikten. belki çok bekledim uçmak için. belki haketmediğim kadar yedim annemin yemeklerinden. bilmiyorum. suçumun ne olduğunu gerçekten bilmiyorum! ama korkuyorum! çok çok çok korkuyorum! her defasında kanatlarım açılmayacak, incecik turuncu ayaklarım yere ilk değişte kırılıverecek gibi geliyor. her defasında bir daha hiç yürüyemeyeceğim hissine kapılıyorum, hem de tam inişe geçtiğim anda! tanrım o kadar korkuyorum ki!
yarın sabah, evet evet, yarın sabah buna dayanmak zorunda olmadığımı göstereceğim anneme. açıkça gördü işte, istesem uçabiliyorum. koca yumuşak kanatlarımı açıp yere kadar salınarak inebiliyor, hatta inmeden geri düştüğüm yere konabiliyorum. bir martı olarak bu kadarını yapabiliyor olmam hayatta kalmayı başarmam için kafi bence. ben sadece farklıyım..sadece farklı tercihleri olan, yürümeyi uçmaya tercih eden bir martıyım! yüksek olmayan bir zeminde elbette! tanrım, evet itiraf ediyorum, ben yüksekten korkan bir martıyım!
annemin neden bunu kabul etmek istemediğini anlamıyorum. hiç anlamıyorum!
ama buna daha fazla dayanamayacağım. yarın sabah, evet evet yarın sabah, uçmayı değil yürümeyi tercih ettiğimi açıkça söyleyeceğim herkese!
ve ondan sonra çok daha özgür olacağım.
uçarcasına...