koyu kahve pasa sildim yüzümü
elim demir kolum demir
kopmuş ikisi de
ağlamıyorum hayır
yalan söylerim ben her sabah
susar susar söylerim kendime
o gecenin paslı yalanlarını
bir dua gibi dilerim ince ince
yüzüm kalın bir duvar
kara kaplı bir defter
gelen geçen yağmurlar çizgilerde
kaybolmuş güneşler
bazen kaybediyor hayatta insan
hayatı değil ama yüzünü
onca kir varken yüzlerde
bakıp anmaya değmiyor
karakalın defterlerin cildini
her sabah kalkarım ben
kalkıp açarım güne
ve görmek isteği içimde kocaman
parlak ışıltılı bir gülüş gözlerde
her sabah kalkarım
yine kalktım bu sabah
ağzımda pas tadı
süt gibi bir perde gözlerimde
anlamıştı sanki içimde uyuyan şey
büyük sarı balonum uçmuştu o sabah
içinde beni götürmeden
ve iyi ki götürmeden gitmişti
oysa dilemiştim ben
sarı parlak bir güneş gibi onu
ve bu sabah
aslında daha çok o gece çok açık
çok açıkça anlamıştım
onun bir güneş değil
paslı bir balon olduğunu
of ne korkunç bunca kirli
bir tay kadar korkak onursuzlar
hayatta yalnızca kendine değer veren
yalnızca kendini mi kirletir
kim demiş
kim derdi
onursuzca doymaktansa
aç kalmak yeğdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.