yorgunluk insana mahsus...bunu hepimiz yorulduğumuzdan biliyoruz...ve ben belki henüz yeterince yaşımı almamışken bile biliyorum ki yoruldum..ve yorulacağım daha da.
ilk gençlik çağlarımda bir gün siyasi bir toplantıya katılmıştım. orada şunu söylemişti konuşanlardan biri..hepimiz pisboğazız demişti..hayatta herşeyi en kısa sürede elde etmek istiyoruz...bunu öylesine istiyoruz ki bazen kendimizi hırslarımız arasında kaybolmuş; bir duraktan ötekine koştururken buluyoruz. her sabah, o günün planları ,o günün hanemize yazılacakları ile kalkıyoruz güne. ve sürekli planlıyoruz.
bir memur çocuğu olarak bun çok sık düşünüyorum. sürekli planladığımı..planlarım dışına beni sürüleyen bir şey olduğunda sanki zaman kaybediyormuşum hissine kapılıyorum. oysa hayat bu değil.
bu değilmiş.
ve şimdi..usulca tadını çıkarıyorum ben'in. kendimin da başbaşa kalmanın tatlı olduğu bir insan olduğumu anlıyorum. kendimin kendime yoldaş olabileceğini...bunun dünyanın en korkulan yalnızlığı değil de belki de bazen insanın en üretici olduğu zamanları olduğunu anlıyorum.
olcayım, bir tanecik dostum benim...yazmış ki yapraklar gibi savrulmuyoruz çünkü buna direnebiliriz...
evet olcayım, aslanlar gibi direnebiliriz. haklısın.
ama direnmek bir enerji gerektirir. ve biz enerjimizi bir kaç durak önce kaybettik belki de...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.