senin için aldırdım kaşlarımı
ellerim kollarım kupkuru
yüzükler taktım genç göstersin diye parmaklarımı
kara kalın saçlarım palmiyeler gibi saçılmış
senin için topladım düşenleri gümüş demet
bilinmez sıvılar dolaşıyor şeffaf damarlarımda
unutulmuş aşklar grisi ojelerim
ne çok sevgi ne büyük aşk sözcükleri duymuş
ırmak boylarına dönen kulaklarımda
doğmamış kızıma hatıra elmas küpelerim
nasıl basar bilemem bu bacaklar hala ama
tanıdım getirdiler beni kapına
yine geldim ben tanıdın mı
kutularda sararmış resimlerle notların elimde
sana alıp veremediğim birkaç bitmiş şişe
bir de ev hediyesi kedili saatin yanımda
olsun isterdim birkaç değerli hatıram da ama
bir ismini hatırlarım kızımızın...tilda.
onu sana getirdim.
neredesin...kapıyı aç bana.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.