31 Mayıs 2009 Pazar

günbatımı...

Coldplay"Lost"

Kaybediyorum ama
henüz yenilmiş değilim
henüz mücadeleyi bırakmış değilim
henüz karmaşanın ortasında kalmış değilim

kırılıyorum ama
parçalanmış değilim
istediğimi elde edememiş değilim

daha iyi ve daha kötü
sadece kaybettim
geçmeye çalıştığım her nehirde boğuldum
denediğim her kapı kilitliydi

yalnız gündoğumunu bekliyorum şimdi
küçük bir havuzda bir balıkçık olabilirim
ama bu kazandım demek değil
çünkü ardından daha büyüğü gelebilir
ve kaybedebilirsin

aşmaya çalıştığın her nehir
eline geçen her silah patladı
of..sadece yangının geçmesini bekliyorum...
sadece günbatımını bekliyorum...

adsız yerlerden geldim toprağım yok anavatanım belirsiz
ateşler yakıyorum parmaklarımla ve sana şarkılar söylüyorum kalbimle yürek telim gönül yakıyor

alamo'da doğdum yerim yok, toprağım yok, yurdum yok
böyledir, bizim (çingene) kadınlarımız acınla şarkını söylediğinde seni darmadağın eder.
"naci en alamo"
vengo film müziklerinden...

ışık

upuzun yollardır geçtiğimiz
incecik taş toprak
deniz gibi kum
kum gibi deniz
bastığımız
ve bir dilek uğruna
mumlarca beklediğimiz
bir sestir
insanca
elimize düşen


damla damla doluyordu kadehim

damla damla akıyordum hayata

bilmiyordun

sensiz uzun zamanlar geçmişti

görmediğin yollardan geçmiş

duymadığım dillerden konuşmuş

bilmediğim bedenlere sarılmış

yoldaş olmuştum

sensiz...

upuzun bir nehir olacak sanmıştık

aşktan

oysa bir su olup

kalmış

kurumuştuk

aşkla...

bungun

yorgunluk insana mahsus...bunu hepimiz yorulduğumuzdan biliyoruz...ve ben belki henüz yeterince yaşımı almamışken bile biliyorum ki yoruldum..ve yorulacağım daha da.
ilk gençlik çağlarımda bir gün siyasi bir toplantıya katılmıştım. orada şunu söylemişti konuşanlardan biri..hepimiz pisboğazız demişti..hayatta herşeyi en kısa sürede elde etmek istiyoruz...bunu öylesine istiyoruz ki bazen kendimizi hırslarımız arasında kaybolmuş; bir duraktan ötekine koştururken buluyoruz. her sabah, o günün planları ,o günün hanemize yazılacakları ile kalkıyoruz güne. ve sürekli planlıyoruz.
bir memur çocuğu olarak bun çok sık düşünüyorum. sürekli planladığımı..planlarım dışına beni sürüleyen bir şey olduğunda sanki zaman kaybediyormuşum hissine kapılıyorum. oysa hayat bu değil.
bu değilmiş.
ve şimdi..usulca tadını çıkarıyorum ben'in. kendimin da başbaşa kalmanın tatlı olduğu bir insan olduğumu anlıyorum. kendimin kendime yoldaş olabileceğini...bunun dünyanın en korkulan yalnızlığı değil de belki de bazen insanın en üretici olduğu zamanları olduğunu anlıyorum.
olcayım, bir tanecik dostum benim...yazmış ki yapraklar gibi savrulmuyoruz çünkü buna direnebiliriz...
evet olcayım, aslanlar gibi direnebiliriz. haklısın.
ama direnmek bir enerji gerektirir. ve biz enerjimizi bir kaç durak önce kaybettik belki de...

28 Mayıs 2009 Perşembe

kurtçuk


iki kardeş
kiraz kırmızısı severiz birbirimizi
ve koca bir kurt kemirir usuldan içimizi
ya...?

beşik...


bitmezdi gece...
koca kara bir sis gibi
çökerdi üzerine göğsümün.
ağlamaya kanmaz, susmaya yorulurdum.
o bir bakışta bitmeyen yastıklarda
ince uzun beyaz yolun sonunda;
sis açılırken daha,
sus olurdum.