bu paketlerle giyinmek çok zor. yanlış mı yaptım acaba paketleri çıkarmamakla?
ama onları çıkarırsam büyüsü bozulacak bunca şeyin. neredeyse bu paketler için diyebilirim ki bir servet ödedim. o zaman bu paketlerle devam. görsün elalem bu kadın nenler neler yapmayı biliyor da beceriyor.
pantolona girmeye çalışırken gerçekten saçma bir görüntü verdiğimi düşünüyorum. muhtemelen de öyle.
dün ayaklarım paketlenirken bundan bahsetmemişlerdi. daha kolay olacğaını sanmıştım herşeyin. bunu hiç beklememiştim. belki de uyarmalıydılar, paketlenmeden önce etek giymem konusunda. işte bunu onlara bildirmeliyim. bu büyük bir hata. saçını yaptıracak gelinlerin önce gelinliği giymesi kadar büyük hata bu bence. evet evet kesinlikle iyi bir benzetme oldu bu. bu paketler çıkacaksa niye takıldı? takılacaksa neden şimdi başka şeyleri giyemiyorum keyfimce?
salondaki kızdan bira huylanmıştım aslında. belki de bana bilerek söylemedi bunu. belki de ayaklarım o kadar güzel oldular ki bunca işlemden sonra, kıskandı beni. onları göstermemi istemedi. onları, o paketli ve güpgüzel pembecik duruşlarını kıskandı için için. dudağımı ısırsaydım keşke.
operasyonu yapan adam doktora pek benzemiyordu diye de şüpheleniyorum ama; bu konuda daha fazla düşünmemeliyim. düşündükçe şüphelenecek bir yığın şey bulacağım. sağlık bakanlılığı izinlerini duvarda görememiş olmamdan tut da kartvizitinde doktor yerine 'ayak güzelleştirme uzmanı' yazmasına kadar.
bunca saat boyunca ayaklarıma ne yaptılar acaba? çok rahatladım o masaj ve rahatlama sıvısı denen garip tatlı içecekten sonra. sanki hatırlamadığım yerler var gibi ama emin olamıyorum. hiç saat de yoktu kaldğım odada. başlangıcı, bitişi, uyanışımı ya da uykuya dalışımı farketmemişim. sadece zihnim açıldı ve ben nerede oldğumu kavradım. sonra paketlerimle ayağa kalkmaya çalıştım. ama paketlerin şeklinin bozulmaması için bir süre basmamam gerektiğini söyledi o kadın ve ben geri yattım. zaten başım çok dönüyordu. açlıktan herhalde. tansiyonum çok düşüyor böyle zamanlarda.
bu pantolonun da nesi var? bu kadar dar mıydı bacakları? oysa en geniş pantolonum bu. neden bu kar şişti acaba ayaklarım. güzelleştireceğiz derken şişirmekten bahsetmemişlerdi bana. kendime daha güvenli olacağımı ve sosyalleşeceğimi söylemişlerdi. o sinir doktoru randevumu da unutmamam lazım. nedense tutturdular gitmeniz lazım; o sizin 'yeni' ayaklarınız alışmanızı sağlayacak diye. nesine alışacağım acaba? o kadar değişti mi ayaklarım? ay demek ki çok güzel oldular. kız da kıskandığına göre öyle olmalı.
paketleri birazcık açıp baksam mı? ne olur ki..paketlerin orjinal hallerini kimse görmedi nasılsa benden başka. demek ki açıp bakıp sonra yeniden sarsam kimse farkı anlayamayacak. o zaman denemeye değer gibi görünyor. yaşasın!
ayak...sağ ayağım. bu parmaklar? benim hiç küçük parmağımın tırnağı olmazdı bu kadar uzun. nasırlarım yok? herşey çok yumuşak ve peltemsi. çok soğuk.
damarlarımı da göremiyorum. ayağımı üzerindeki, o çok koşunca şişen damarlarım nerede?
ellerimle algılıyorum ayaklarımı. oysa ellerimi ayaklarımdan algılayamıyorum. sadece garip bir his. ayaklarımı parmaklarımı oynatsam oynatabileceğim gibi ama bu ayaklar buna nedense cevap vermiyor.
bileklerimde kocaman birer çizgi var. ameliyat izi gibi sanki. neşter miydi o aletin adı. hani çok keskin de ameliyat yaparken onunla kesiyorlar deriyi falan. işte onun izi gibi. iki bileğimde iki derin yara izi. ipler çok az görünüyor. sonra kendiliğinden düşecek demişlerdi.
ipleri elliyorum, hala his yok ayağımda. derin izi sorluyorum biraz. kanamaya başluyor orası. ince koyu kırmızı bir sıvı akıyor ayak bileğimden aşağıya. hala his yok. ne acı. ne ıslaklık....
bu ayaklar? bu ayaklar çok başka ve çok güzel?
bu ayaklar benimki ile aynı numara değil! bunlar küçücük bir kız çocuğu ayakları kadar pembe ve minyatür!
bu ayaklar! küçük bir kız çocuğunun ayakları tıpkı! körelmemiş, sertleşmemiş, topuklu ayakkabı giymemiş bir kız çocuğunun ayakları...ayağımdakiler.
hatırlamadığım zamanda bunu mu yapmışlar yani? benim ayaklarımı alıp bana bir kız çocuğunun ayaklarını mı bahşetmişler? ya o kız çocuğu? nerede ne yapıyor şimdi ayakları bendeyken? benim ayaklarım nerede?
pantolon giymek istemiyorum artık. etek istemiyorum.
yürümek istemiyorum.
telefonum çalıyor. diyebileceğim hiçbir sözüm yok. konuşmak istemiyorum.
mutfakta bir sandalye buldum.
iki paketim ve ben yığılıyoruz sandalyeye.
uğursuz kara bir sinek dolaşıyor paketlerimin etrafında çığlıklar atarak.
geçmişimi, bir parçamı çöpe atmış; başkasının geleceğini çalmışım gibi hissediyorum.
bunun büyük bir suç olabileceğini düşünmemitim oysa. sadece daha 'güzel' olmam gerekiyordu. daha daha güzel. yaşıtım kadınlardan daha genç ve güzel görünmem gerekiyordu. onların önüne geçmeliydim. bu yaşımda başka ne yapabilirim ki? hayatta 'gerçek' bir erkek bulabilmek için ne kadar şansım kaldı artık? oysa o'nun daha çok şansı olacak. evet, ayaklarım biraz yıpranmışlardı çok yürümekten ve ayakta kalmaktan. ama yine de iyidirler. dengeleri iyidir mesela. çeviktir ayaklarım. iyi tango yapabiliyordum mesela ben onlarla. şimdi artık 'o' yapabiliyor olacak. belki benden bile iyi yapar kim bilir. o genç, güzel, diri vücuduyla. pembe bacaklarını savurur dans ederken mini eteğinin altından. aslına bakarsan şanslı bile diyebilirim 'o'nun için. benimki kadar iyi dans eden bir çift ayağı bu genç yaşında başka kim edinebilirdi ki? üzerine para bile verilebilir o ayaklara sahip olmak için. ve benim, pembe minik taze ayaklara daha çok ihtiyacım var ondan. bu ikisi bir arada gayet yeterli sebepler aslında. biz iyi bir ekibiz bu değişimi yapmak için. eminim o kadın o'nu da ikna etmiştir bu gerçeğe.
bu kaçınılmaz bir durum kızım hayatta. sen de yaşlanınca aynı şeyi düşüneceksin. nasıl gençleşirim? nasıl daha çekici olabilirim? ve çok da farklı bir yol denemeyeceksin. belki bir sabah senin de bir çift elin olacak yepyeni, uzun ince kalem gibi parmakların olacak. belki hızma takabileceğin hokka burnun, belki sütun gibi bacakların, kim bilir.
ve beni anlayacaksın o zaman. haklı olduğumu göreceksin.
buna eminim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.