sabaha doğru garip bir sıcaklıkla uyandım...
nasıl nereden geldiğini anlayamadığım bir sıcaklık yayılıyordu yatağıma.
sanki hani çok sıcak bir tuğlayı koymuşum da yatağa, sonra onu kaldırdığım yere kendim yatmışım gibi bir sıcaklık geliyordu yatakta bazı bölgelerden...
etrafıma bakındım. yangın falan mı çıktı acaba? yok, hayır, değil. herşey normal görünüyor ve bu bir bakıma iyi haber. ama sıcaklık kaynağını hala bulamıyorum.
biraz serinlemek için kalktım yataktan. belki buzdolabından soğuk birşeyler içmek iyi gelir diye düşündüm. mutfağa gittim. biraz su, biraz pencereden gelen serin hava açtı beni.
suyu içerken farkettim ki su sıcak. koyarken öyle değildi oysa?
sonra bir anda aklım karışıyor. su bardağını tutan ellerime bakıyorum.bunlar...bunlar benim ellerim mi? kocaman kırmızı yanareller? bardağı bırakıyorum. ellerim, büyük bir yangın gibi önümde. neyle nasıl söndüreceğimi bilmiyorum bu alevi. çeşmeyi açmaya çalışıyorum..ellerim giderek daha çok yanıyor. çeşmeyi tutamıyorum sıcaklığından. kendi elimin sıcaklığı kendime fazla geliyor! pencereye gidiyorum. açık havada biraz eserse diye ummuştum. oysa değişen bir şey yok. ellerime bakıyorum...bacaklarım kadar kalın kaba ellerim..giderek kan kırmızı bir renk almaya başlıyor...ellerim karşımda, sanki içlerinde kor varmış gibi yarı saydam ve ışıklı! çok korkuyorum. içimden çığlık atmak geliyor ama susuyorum..ne yapsam çaresiz..ne yapsam...
ellerim...kuru bir yaprak gibi çıtırdamaya başlıyor...avuçlarımın içleri büzüşüyor ısıdan...derim içeri çekilir küçülürken ellerimin içindeki kor giderek büyüyor...yanan bir ağacın dalları gibi kollarımdan sarkan ellerim gözlerimin önünde eriyor!
pencere..ses..derinden bir çınlama kulağımda. sonra sesszilik ve serin.
anlayamıyorum. başıma ne geldiğini..neden benim seçildiğimi..neden...anlayamıyorum.
yatağıma doğru yürümeye başladım. kollarım artan ağırlığa ince gelecek gibi görünüyor.
ellerim, yıldızlar kadar çok görünüyorlar buradan.
bir ağaca yukarıdan bakmak gibi.
yanan avuçlarımın içlerinden çıkan ikinci ellerimle beraber koca bir çınar gibi sallanıyor kollarım.
alevler azalıyor hızla. ve bu serinlik korkuma iyi geliyor. açılıyor zihnim biraz.
yatağa geldim. açık yorganım beni çağırıyor tatlı bir uykuya. oysa ben hangi elimle tutup kapatacağımı bilmiyorum yorganı. kendimi yatağın üzerine öylesine bırakıveriyorum.
iki yanımda iki yeni uzvum, yavaş yavaş açıp kapıyorlar parmaklarını. hareket edişlerini hissediyorum.
ellerim, eski vefakar ellerim, küskün ve yorgun yatıyorlar benimle birlikte.
hep birlikte anlamaya çalışıyoruz olmakta olanı.
pencereden o beklediğim serin rüzgar geliyor, soğuyor ellerim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.