28 Haziran 2009 Pazar

dün gençtim

bugün çok yaşlıyım.
uzun bir ceket gibi taşıyorum dünümü,
kapkara bir yelek çiziyor gölgemi
elimi görmüyorum
bacaklarım kollarım kağıt
uzanıyorum yardım edin
kapılar çalmıyor
pencereler öyle
sesim duyulmuyor karabasan tıpkı
yoksa hayat mı

bugün çok yaşlıyım melita,
dün gençtim.
bugün kafam dağınık işte öylesine
yıllarca yürümüş bir derviş kadar
yorgun aklım almıyor
tanımıyor kendimi bile.

melita, bembeyaz ellerim vardı benim.
aynalar gülümserdi baktıkça yüzüme
duruydum göl gibi.
anlatamadım bunca korkum niye,
kimdi kapılarımı açamadan içime saklanan.

melita,
bazı sabahlar
yeterince acı çekmediğimi düşünürüm hayatta.
onun içindir sanki her sabah bunca yaşlanmam
hiç anlamadım neden acı çekmek gerektiğini
sel gibi akmak için ufka

melita,
bilirsin sen beni.
sular döner yapraklarımdan dalıma
hayat akar çiçeğimden
içim durmaz..duramaz melita.
kim becerebildi geçmişten öc almayı, bilmiyorum.
ama bir şansım olsaydı eğer
bir an bile düşünmez
o'na verirdim....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.